RMK AIMES Hakkında Simülasyon'un Tarihçesi

Simülasyon'un Tarihçesi

Medikal Simülasyonun Tarihçesi

Tıbbı simülasyonun kökenine inildiğinde, izlerine ilk çağlarda rastlanılabilir. O dönemde kil ve taştan yapılmış hasta kalıpları hastalıkların klinik özelliklerini ve insanlar üzerindeki etkilerini incelemek adına oluşturulmuştur. Bu tür simülatörler değişik kültürlerde var olmuş, hatta vücudun bölümlerinin gösterilmesinin  yasak olduğu toplumlarda erkek hekimlerin kadınlarda hastalık teşhisi konulmasında faydalandıklarından bahsedilebilir. 18. yüzyılda Fransız Angélique Marguerite Le Boursierdu Coudray (1712-1794)  ebelere ve cerrahlara tekniklerini öğretmek için kumaş doğum simülatörü kullanmıştır. Aynı tarihlerde Dr. Giovanni Antonio Galli (1708-1782) Bologna, İtalya’da öğrencilerine ve ebelere eğitim vermek üzere bir doğum simülatörü geliştirmiştir. 20. yüzyılın başlarında gebelik fantomları diye adlandırılan doğum simülatörlerinin var olduğu bilinmektedir.

    

Öte yandan, tarihi veriler ortaçağdan yakın çağa kadar cerrahi becerilerin geliştirilmesi için hayvanların kullanıldığını belgelemektedir. Tıp tarihinde sistemsiz bir şekilde canlı ve cansız simülatörlerin varlığı rapor edilmiş  olsa da, günümüzde bildiğimiz kadarıyla medikal simülasyonun asıl başlangıç noktası başka bir bilime dayanmaktadır: Havacılık.

1929 yılında Edwin Albert Link “Blue Box” (Mavi Kutu) isimli ilk uçuş simülatörünü icat etmiştir. Simülatör kokpiti ve kontrolleri donatılmış, uçak gövdesine benzer bir cihazdı. Cihazın uçuş hareketleri ve hislerini vermesi Link'in aynı yıl kardeşine uçmayı öğretmesini sağlamıştır.

     

Mavi Kutu’nun arkasındaki mantık, simülasyonun neden pek çok insan çabasında başarıyla uygulandığını belirtmek için destek sağlar. Uçuş simülasyonu eğitim alanların, normal koşullarda deneyimlemeleri nadir olan yüksek riskli şartlarla karşılaşmaları için kontrollü ve güvenli bir ortam yaratır. Buna ek olarak, süreç standartlaştırılmıştır ve farklı beceri düzeylerine sahip pilotların uçuş uzmanlığı elde etmelerini sağlayan çeşitli karmaşıklık seviyelerine sahip ayarları üretebilir.

1960’ların başında Peter Safar, ağızdan-ağıza kardiyopulmoner resüsitasyonun etkinliğini tanımladı. Safar’dan esinlenen oyuncak üreticisi AusmundLaerdal, ağızdan-ağıza solunum eğitimi için gerçekçi bir simülatör tasarlamıştır. 1890’larin sonunda Seine Nehri’nde boğularak ölen genç bir kızın popüler Avrupa hikayesinden ilham alan Laerdal, mankenin adını Resusci-Anne koymuştur. Daha sonra Safar’ın önerisi üzerine Laerdal, mankenin gögüs duvarına yay yerleştirerek kalp kompresyon simülasyonunu geliştirmiştir. 20. yüzyılın en yaygın kullanılan kardiyopulmoner resüsitasyon mankeninin doğuşu bu şekilde olmuştur.

     

Sim One gerçek anlamda bilgisayar ile kontrol edilen manken simülatörlerinin, özellikle de hastanın bütününe yönelik simülasyonun başlangıç noktasıdır. Sim One, mühendis Dr. Stephen Abrahamson ve tıp doktoru Dr. Judson Denson tarafından 1960’ların ortalarında Güney California Üniversitesi’nde tasarlanmıştır. Simülatör son derece gerçekçi bir manken olup, hibrid  dijital ve analog bir (4096 kelimelik hafıza ile) bilgisayartarafından kontrol edilmekteydi.

1968’de, Amerikan Kalp Birliği’nin Bilimsel Oturumları sırasında Miamı Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Michael Gordon Kardiyoloji Hasta Simülatörü Harvey’i sundu. Manken tansiyonunu, kalp seslerini, kalp üfürümlerini, nabzını ve soluk almasını değiştirerek neredeyse bütün kalp hastalıklarını sergileyebilmektedir.

      

Resusci-Anne ve Harvey modern çağ medikal simülasyonun başlangıcının temel taşlarını temsil ederler. Geliştirilmelerinden sonra, eğitim ve öğretim için başka birçok simülatör geliştirildi. Hepsinin ortak amacı; daha etkili bir öğrenme deneyimi için teknolojiyi kullanmaktır.

Bununla birlikte, modern simülasyon yalnızca gerçekçi mankenlere dayanmamaktadır. Hasta ile yüzyüze karşılaşmayı canlandıran aktörlerin kullanımı ilk olarak 1964’de Howard Barrows tarafından bildirilmiştir. Barrows öğrencilerini eğitmek ve değerlendirmek için, sistematik olarak hastaların belirti ve semptomlarını simüle eden sağlıklı aktörleri kullanmaya başladı. Standardize hasta, bir kişinin klinik bir durumu simüle etmek için eğitildiği veya gerçek bir hastanın, hastalığını standart bir şekilde sunmak üzere eğitildiği durumlar için bir terim şeklinde ortaya çıkmıştır.

1980’ler ve 1990’lar süresince teknoloji ilerledikçe, fizyolojik cevapları taklit edebilen ve gerçek geribildirimde bulunabilen yazılım ve bilişim sistemleri üretilmiştir. Stanford Üniversitesi’nde David Gaba’nın liderlik ettiği bir grup kapsamlı anestezi simülasyon ortamı‘nı (comprehensive anesthesia simulation environment - CASE)  geliştirmiştir. CASE simülatörünün amacı, ekip çalışması eğitimi için gerçekçi bir ortamda havacılıktaki mürettebat kaynak yönetimi modelini dahil etmekti.

Son zamanlarda, sanal gerçeklik simülasyonunun geliştilirilmesi yoluyla daha da gerçekçi ortamlar tanıtılmıştır. 2007’de, tıp fakülteleri internet tabanlı bir dünyada “İkinci Hayat” adlı forumlar oluşturmuşlardır. Bu sanal yaşam aracı, öğrencilerin öykü alma ve klinik muayene becerilerini tekrarlayabilecekleri bir ortam sağlamıştır.